Madde Bağımlılığı

Madde bağımlılığı nedir?

Madde bağımlılığı, vücudun işlevlerini olumsuz yönde etkileyen maddelerin kullanılması, bundan dolayı zarar görüldüğü hâlde bu maddelerin kullanımının bırakılamamasıdır.

Madde bağımlı, madde kullanımına ara verdiğinde yoksunluk belirtileri yaşar. Zamanla madde kullanım sıklığını ve dozunu artırır.

 

Madde kullanım bozukluğu belirtileri nelerdir?

Bir yıl içinde aşağıdakilerden en az ikisi kendini göstermeli, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ve işlevsellikte düşmeye yol açmalıdır:

Planlandığından daha büyük ölçüde veya uzun süreli kullanım,

Maddeyi bırakmak veya kontrol altında tutmak için istek veya sonuç vermeyen çabalar,

Maddeyi elde etmek, kullanmak veya etkilerinden kurtulmak için gerekli etkinliklere çok zaman ayırma,

Madde kullanımı için çok büyük bir istek duyma veya kendini zorlanmış hissetme,

Tekrar eden kullanım sonucu sorumluluklarını yerine getirememe (işte, okulda, evde),

Olumsuz etkilerine rağmen kullanıma devam etme (toplumsal ve kişiler arası sorunlar),

Kullanımdan dolayı günlük etkinliklerin bırakılması veya azaltılması (iş, eğlence vb.),

Tehlikeli olabilecek durumlarda dahi kullanmaya devam etme,

Olumsuz bedensel veya ruhsal etkilerinin bilinmesine rağmen kullanmayı sürdürme,

Maddeye tolerans gelişmiş olması yani istenen etkinin ortaya çıkması için artan madde gereksinimi veya aynı miktarda maddenin sürekli kullanımı sonucu etkisinin azalması durumu,

Yoksunluk belirtileri (Bulantı, uykusuzluk, kusma, sinirlilik, bunaltı, huzursuzluk, saldırganlık, ishal, terleme, titreme, kas sızıları, ateş vb.). Her madde yoksunluk belirtisi göstermez.

Etkileri

Madde bağımlılığı, uyuşturucu olarak kullanılan maddelerin kimyasal yapıları birbirinden farklıdır. Kullanıldıklarında merkezi sinir sisteminin farklı bölümlerini etkileyerek fiziksel ve psikolojik tahribata yol açarlar. Uyuşturucu maddelerin hiçbir güvenli kullanım şekli yoktur. Kullanan herkes için bağımlı olma riski eşittir. Hücrelerimiz vücuda giren her maddeyi tanır ve bir daha unutmamak üzere hafızasına alır. Hücresel öğrenme süreci denen bu durum herkes için geçerlidir.

  1. Aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi normal yaşam ve davranışlarından uzaklaştırır.
  2. Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmlarına/kanamalarına sebep olur.
  3. Tüm iç organların zarar görmesine ve buna eşlik eden bir dizi hastalığa neden olur.
  4. Zehirlenmelere ve bu yolla gelen ölümlere sebep olur.
  5. Uyuşturucular, bireyin çevreye uyum yeteneğini azaltır. Bağımlı giderek aileden ve çevresinden kopararak, yalnızlaşır. Çoğu zaman bu tabloya ağır bunalımlar eşlik eder.

Ne yapmalı?

  1. Eğer kişi maddenin etkisi altında ise onunla bu durumda konuşmanın yararı olmaz.
  2. Kendinizi hazır hissetmeden onunla konuşmayın.
  3. Açık, samimi ve inandırıcı olun, öğüt vermeyin.
  4. Genellemeler yapmaktan kaçının.
  5. Korkularınıza dayanarak konuşmayın.
  6. Onu etiketlemekten kaçının, çünkü “kullanıcı olarak” etiketlenen kişiye yaklaşmak çok zordur.
  7. Önyargılarınızın farkına varın (“Bunlar iflah olmaz”), böylece yanlış iletişim kurma olasılığını azaltırsınız.
  8. Kendinizi onun yerine koymayı deneyerek onun düşünce, yaşantı ve korkularını anlamaya çalışın.
  9. Uzman yardımı alması için samimi bir yaklaşımla onu ikna edin.

Ne yapmamalı?

  1. Kabullenmeme-İnkâr: “Yok, benim çocuğum asla kullanmaz.”
  2. Kendini ve eşini suçlama: “Bu çocuk senin yüzünden böyle oldu.” “Biz iyi anne-baba olamadık.”
  3. Hayal kırıklığı, çaresizlik duygusu: “Ben seni bunun için mi yetiştirdim?” “Her şey bitti, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”
  4. Öfke: “Benim böyle bir çocuğum olamaz!”
  5. Çocuğu suçlama ve aşağılama: “Senden hiçbir şey olmaz.”
  6. Uç kararlar alma: “Okul hayatın bitti.”                           

 

PSİKOLOG YEKBUN OPAN

Randevu için lütfen arayınız.

0322 402 09 09

0530 832 14 81

bir yorum bırakın