SELEKTİF MUTİZM VE OYUN TERAPİSİ

Bebeklik, çocukluk ve yetişkinlik gibi dönemlerde iletişimin önemli bir yeri vardır. Çünkü bir bireyin yaşamını sağlıklı bir şekilde ilerletebilmesi için diğer bireylerle iletişim ve etkileşim içerisinde olması gerekir. Bu yüzden iletişim, bir bireyin yaşamı için vazgeçilmez hususlardan biridir. Fakat çocuklukta yaşanılan bazı rahatsızlıklar, diğer bireylerle olan iletişimi olumsuz yönde etkileyebilir. Bu rahatsızlıklardan biri de ‘Selektif Mutizm’ hastalığıdır.

 

  • Selektif Mutizm (Seçici Konuşmamazlık, Seçici Suskunluk) Nedir?

Seçici konuşmamazlık veya seçici suskunluk olarak da adlandırılan selektif mutizm, genelde çocuk yaşlarda kendini gösteren; çocuğun bazen kimseyle bazen de bazı insanlarla konuşmaması durumuna denilebilir. Bir tür çocukluk kaygı bozukluğudur.

Selektif mutizmli bir çocuk; evde gayet neşeli, konuşkan hatta bazen gürültücü bile olabilir fakat bir sosyal ortama girdiğinde bambaşka birine dönüşür. Konuşacağı kişileri seçer ve sadece onlarla konuşur. Bu da tamamen çocuğun kendisini rahat ve güvende hissetmesi ile ilgilidir. Bulundukları yer ile çevresindeki bireyler, bu noktada büyük önem taşır. Yani konuşma yetisine sahip olmasına rağmen; ‘konuşmamayı seçtikleri’ ortamlarda veya yabancı ortamlarda bu yetiyi ortaya koyamazlar. Hatta genellikle etrafındakilerle göz teması kurmaz ve kendisine bir iletişim yöneltildiğinde hiç duymamışçasına tamamen hareketsiz kalıp konuşmayı tercih etmezler. Bu durum elbette ebeveynleri ve çevresindeki bireyler için zor bir durumdur.

Bu rahatsızlık, genellikle çocuk yaşlarda ve 3-8 yaşları arasında ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla kız çocuklarında erkek çocuklarına göre görülme olasılığı daha yüksektir. Ayrıca suskun kaldıkları için, iletişim kurmak istediklerinde jest ve mimikler ile göz temasını kullanırlar.

Fakat bazı çocuklar, ilk defa girdiği bir ortamda hemen konuşmayabilir. Bu durumu ise hemen selektif mutizm olarak adlandırmak doğru olmaz çünkü bunun selektif mutizm olması için bu durumun uzun süre (ortalama 1-2 aydan uzun süre) devam etmesi gerekir.

 

  • Selektif Mutizm (Seçici Konuşmamazlık) Belirtileri Nelerdir?

Bu rahatsızlığı yaşayan çocuklar, bebekliklerinden itibaren bazı kaygı işaretleri/sorunları gösterebilirler. Örnek verecek olursak; anneden ayrılmada güçlük, sese karşı aşırı duyarlılık, uyku sorunları, aşırı ağlama, yeni durumlara karşı zor adapte olma gibi problemler yaşayabilirler. Diğer belirtiler ise;

  • Genellikle hassas, içe kapanık, utangaç ve korkar halde olurlar.
  • Ona bakım veren kişiye (genellikle anne-baba) bağımlıdırlar ve ayrılık kaygısı/korkusu yaşarlar.
  • Aile ortamının problemli olması yani aile içi stres de bu duruma sebep olarak gösterilebilir fakat tek neden olamaz.
  • Stres altındayken ebeveynlerinin yanından ayrılmazlar ve yabancıların yanında küskün gibi görünürler.
  • Öfke nöbetleri geçirebilir ve yaşından küçük davranışlar sergileyebilirler.
  • Toplum önünde konuşmaktan veya başkaları tarafından sesinin duyulmasından korkarlar. Bu yüzden etkinliklere katılmayı tercih etmezler.
  • İhtiyaçlarını, duygu ve düşüncelerini kafa sallayarak veya eliyle işaret ederek belirtirler. Veyahut bazı şeyleri dışarıdan birinin getirmesini bekleyerek yani birilerinin ne istediğini tahmin edene kadar hareketsiz ve tepkisiz kalabilirler.
  • Çoğunlukla bazı ortamlarda konuşmayı isterler ancak anksiyete/kaygı ve utangaçlıktan dolayı konuşamazlar.

 

Selektif mutizmi olan çocuklar, daha ileriki dönemlerde yaşlarının biraz daha büyüdüklerinde ve aile dışında sosyal ortamlara katılmaya başladıklarında, konuşmaya karşı bir korku ve beraberinde donup kalma, içe kapanık vücut duruşu, donuk yüz ifadesi ve tikler gibi davranışlar geliştirebilirler. Ayrıca bazı çocuklarda psikosomatik rahatsızlıklar yani karın ağrısı, kusma, ishal gibi durumlar da buna eşlik edebilir.

 

  • Selektif Mutizm (Seçici Konuşmamazlık) Tedavisi Nedir?

Selektif mutizmde erken teşhis ile tedaviye başlanmasının önemi çok büyüktür. Fakat bazen ailelerin, çocuklarının bu davranışlarını utangaçlıkla karıştırıyor olmaları veya aile içinde konuşan çocuğun, okul başlayıncaya kadar sosyal ortamlardaki durumunun fark etmemeleri gibi durumlar nedeniyle tedaviye geç başlayabiliyorlar.

Selektif mutizmde en etkili ve çözüm odaklı olan terapiler; bilişsel davranışçı terapi, oyun terapisi ve aile terapisidir. Selektif mutizmde oyun terapisi, çocuklara konuşmaları için herhangi bir baskı yapmayan, güvenli bir ortam sağlayan ve çocuğa oyun aracılığı ile iletişim kurma fırsatı veren bir terapi türüdür. Çocuklar, oyun terapisinde oyun oynarken süreci istedikleri gibi yönetirler, duygu ve düşüncelerini paylaşırlar ve sosyalleşmeye başlarlar. Oyun terapisti ise çocuğun oynadığı oyuna bakarak çocuk hakkında birçok bilgi edinir. Bu nedenle selektif mutizmde oyun terapisi, çok yararlı sonuçlar doğurmaktadır. Ayrıca bazı durumlarda bu terapilerle birlikte ilaç tedavisi etki sağlamaktadır.

 

Terapi ve ilaçlar dışında, çocuğun ebeveynlerine ve çevresindeki diğer bireylere de bazı görevler düşmektedir. Bunlardan bazıları şöyledir:

Terapi sürecinde çocuğun terapist ile kurduğu sevgi ve güven ilişkisinin tedaviye olumlu katkısı büyüktür. Ayrıca terapi süreci çok yönlü olmalıdır yani; terapist/psikolog, dil ve konuşma bozuklukları uzmanı, çocuk, ailenin iş birliği içinde olması daha olumlu sonuçlar elde etmede yardımcı olur.

Selektif mutizmde oyun terapileri, genellikle yavaş ilerler. Bu nedenle çocuk, konuşması için zorlanmamalı, cezalandırılmamalı veya kandırılmamalıdır.

Çocuğa, ebeveynleriyle veya çevresindeki bireylerle konuşma ortamının sağlanması ve iletişimin daha sık olması için de grup aktivitelerine katılması önerilmelidir.

Çocuğa benlik saygısını destekleyip güçlendiren övgülerde bulunulmalı, özsaygısını zedeleyecek davranışlardan ve sözlerden kaçınılmalıdır.

 

Müzik ve sanat (dans, tiyatro, resim, jimnastik, yüzme gibi) aktivitelerine katılımı sağlanmalı, zevk aldığı etkinliklere devam edilmelidir. Böylece etkileşim ve iletişime yönlendirmeler kolaylaşacaktır.

 

Anne-babanın evde çocukla geçirdiği kaliteli oyun zamanlarıyla birlikte ailesiyle doğa aktivitelerine (park, yürüyüş, bisiklete binme gibi) katılması, çocuğun gerginliğini almada ve kaygısını azaltmada oldukça önemlidir.

 

Çocuğun kendisinden yaşça küçük çocuklarda vakit geçirmesi için ortam yaratılmalıdır çünkü bu ortam çocuğa, çekinmeden iletişimde konuşabilmesi için ona bir fırsat sunabilir. Ayrıca yaşıtları ile sık sık bir araya getirilmeli ve birlikte zaman geçirmeleri teşvik edilmeli fakat bunun için çocuğa baskı yapılmaması gerekir.

 

bir yorum bırakın