AŞK VE SEVGİYE DAİR YANLIŞ İNANIŞLAR

YANLIŞ İNANÇLAR

İnsanlar genellikle hayatlarında olan kişi için “beni sevseydi yapardı”, “bana aşık olsaydı beni memnun edecek her şeyi yapardı, kim aşık olduğu insan mutsuz olsun ister ki?” şeklinde yanlış inançlarla hareket ederler. Fakat o kişinin aşkının ya da sevgisinin ifadesi olan diğer her şeyi görmezden gelebilirler. Bu cümlelerin temelinde ise aşkın doğasında olması gerektiği düşünülen yanlış inanışlar vardır. Bunların en önemlileri aşık olan kişinin mükemmel derece iyi bir zihin okuyucusu olduğunu varsaymaktır. İnsanlar gerçek aşıkların ya da gerçek sevgiye sahip olanların konuşmadan her şeyi anlayabileceğine inanırlar, çünkü aşıklarsa anlamak zorundadırlar gibi bir algı vardır. Diğer bir yanlış inanç ise aşık olan insanın aşık olduğu kişiyi memnun etmeye her zaman hazır ve her zaman istekli olduğu düşüncesidir.

Bu yanlış inançların ortaya çıkışı davranışları ve duyguları birbiri yerine kullanma veya birbirine karıştırma sebebiyle olur. Aşık olan kişinin davranışları zaman içerisinde çevre ve kendi deneyimleri yoluyla öğrenilir. Kişiler çevresindeki ilişkilerden, bulundukları kültürlerden, arkadaş çevrelerinden aşık bir insanın nasıl davranması gerektiğini öğrenirler ve ona göre davranmaya çalışırlar. Dolayısıyla her kültür, her aile ve her ilişki aynı olmadığından dolayı herkesin de aşık olduğunda sergilediği davranışlar birbirinden farklıdır. Bir kadın sevgisinin ve bağlılığının göstergesi olarak sevdiği insana şık bir kol saati alırken bir diğeri en sevdiği yemeği yapabilir, başkası hasta olduğunda çiçek gönderebilir. Benzer şekilde bir erkek sevgisinin göstergesi olarak şık bir restorana yemeğe götürürken diğeri bir gezi planlayabilir. İnsanların sevgiyi algılayış ve sergileyiş biçimleri birbirinden farklıdır. Kişiler sevgi duygusu ile sevginin davranışsal yaptırımları arasındaki farkı anlamadıkları sürece, hayal ettikleri, düşündükleri beklentileri ile aşık olan kişinin gösterdiği davranış örüntülerinin birbirini tutmama olasılığı yüksektir bunun sonucunda da yüksek düzeylerde hayal kırıklıkları ortaya çıkar. Bireyler karşıdaki kişinin duygularını kontrol etmeye, partnerin aşkını ifade etme şeklini elinde tutmaya çalışırlar, onlara göre bunun aksi durum partnerin aşık olmadığının göstergesidir.

Sevginin veya aşkın istendik davranışları üretme yeteneği olduğunu düşünen insanların pek tabii hayal kırıklığı yaşamaları olasıdır. Bu inanca sahip olan bireylerin erken çocukluk yaşantılarında anne çocuk ilişkisinde mükemmel anne rolüne odaklanmak gerekebilir. Partnerden koşulsuz aşk, sevgi ve ilgi bekleyen kişilerin erken yaşantılarında tamamen verici, aşırı özverili bir anne görmek veya tam tersi annenin yokluğu ve anne çocuk ilişkisinin çok yozlaşmış olması da olasıdır. Anne çocuk ilişkisi ile cereyan eden vericilik şemasının oluşması ile yetişkinlik döneminde partnerden sevgisinin kanıtı olarak yine aşırı verici, fedakar, özverili olması beklenilir veya anne çocuk ilişkisinde doldurulamayan sevgi açlığı ile partnerden olması gerekenden çok daha fazlası beklenilebilir.

OLASI SEBEPLER

İnsanlar genellikle partnerleri bekledikleri şekilde sevgilerini göstermedikleri için istekleri söylenmemiş istekler olarak kalır. Söylenmemiş istekler tatmin edilmediğinde kişinin zayıf, narin, çocuksu yanı ortaya çıkar ve bunları inanmayı, ihanete uğramışlık hisleri takip eder. Bireylerin kendilerine özgü düşüncelerle kurulmuş olan ideal dünyaları böylece hasar görmüş olur. Bu durumda kişilerin ideal dünyalarının gerçek dünya ile özdeşleşmesi gerekir.

 

Psikolog Nazlıcan Toklu

Çocuk Ergen Terapisti/Aile Danışmanı

Randevu İçin: 0322 402 09 09

bir yorum bırakın